سُورَةُ الصَّافَّاتِ

As-SaaffaatSıra Sıra Dizilenler

Mekkî
182 ayet~36 dk

Saflar hâlinde dizilmiş meleklerle açılır ve İbrahim'in kendi oğlunu kurban etmeye hazır oluşunu anlatır.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

37:1

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ وَٱلصَّٰٓفَّٰتِ صَفًّۭا

Andolsun saf saf dizilenlere.

37:2

فَٱلزَّٰجِرَٰتِ زَجْرًۭا

Halkı kötülükten menedenlere.

37:3

فَٱلتَّٰلِيَٰتِ ذِكْرًا

Kur'an okuyanlara.

37:4

إِنَّ إِلَٰهَكُمْ لَوَٰحِدٌۭ

Şüphe yok ki mabudunuz birdir.

37:5

رَّبُّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا وَرَبُّ ٱلْمَشَٰرِقِ

Rabbidir göklerin ve yeryüzünün ve ikisinin arasındakilerin ve Rabbidir doğuların.

37:6

إِنَّا زَيَّنَّا ٱلسَّمَآءَ ٱلدُّنْيَا بِزِينَةٍ ٱلْكَوَاكِبِ

Şüphe yok ki biz, yakın göğü ziynetlerle bezedik.

37:7

وَحِفْظًۭا مِّن كُلِّ شَيْطَٰنٍۢ مَّارِدٍۢ

Ve onu, her inatçı ve asi Şeytandan koruduk.

37:8

لَّا يَسَّمَّعُونَ إِلَى ٱلْمَلَإِ ٱلْأَعْلَىٰ وَيُقْذَفُونَ مِن كُلِّ جَانِبٍۢ

En yüce melekler topluluğunun sözlerini duyamazlar ve her yandan sürülüp kovulurlar.

37:9

دُحُورًۭا ۖ وَلَهُمْ عَذَابٌۭ وَاصِبٌ

Horhakir bir halde ve onlar içindir ardıarası kesilmeyen azap.

37:10

إِلَّا مَنْ خَطِفَ ٱلْخَطْفَةَ فَأَتْبَعَهُۥ شِهَابٌۭ ثَاقِبٌۭ

Ancak hırsızlama bir söz duyan olursa hemen onun ardından da aydınlatıcı ve delip geçen bir ateştir atılır, onu yakar.

37:11

فَٱسْتَفْتِهِمْ أَهُمْ أَشَدُّ خَلْقًا أَم مَّنْ خَلَقْنَآ ۚ إِنَّا خَلَقْنَٰهُم مِّن طِينٍۢ لَّازِبٍۭ

Şimdi sor bir onlara, yaratılış bakımından onlar mı daha güçlükuvvetli, yoksa bizim diğer yarattıklarımız mı? Şüphe yok ki biz, onları cıvık bir balçıktan yarattık.

37:12

بَلْ عَجِبْتَ وَيَسْخَرُونَ

Belki de şaştın sen ve alay eder onlar da.

37:13

وَإِذَا ذُكِّرُوا۟ لَا يَذْكُرُونَ

Ve öğüt verilince Kur'an'la öğüt almazlar.

37:14

وَإِذَا رَأَوْا۟ ءَايَةًۭ يَسْتَسْخِرُونَ

Ve bir delil gördüler mi alay etmeye kalkarlar.

37:15

وَقَالُوٓا۟ إِنْ هَٰذَآ إِلَّا سِحْرٌۭ مُّبِينٌ

Ve derler ki: Bu, ancak apaçık bir büyüden başka bir şey değil.

37:16

أَءِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًۭا وَعِظَٰمًا أَءِنَّا لَمَبْعُوثُونَ

Ölüp toprak ve kemik olduktan sonra mı diriltileceğiz biz.

37:17

أَوَءَابَآؤُنَا ٱلْأَوَّلُونَ

Önceki atalarımız da mı diriltilecekler?

37:18

قُلْ نَعَمْ وَأَنتُمْ دَٰخِرُونَ

De ki: Evet ve siz horhakir bir halde dirileceksiniz.

37:19

فَإِنَّمَا هِىَ زَجْرَةٌۭ وَٰحِدَةٌۭ فَإِذَا هُمْ يَنظُرُونَ

Gerçekten de ancak bir tek bağrıştan ibarettir de birdenbire görüverirler ki dirilmişler.

37:20

وَقَالُوا۟ يَٰوَيْلَنَا هَٰذَا يَوْمُ ٱلدِّينِ

Ve yazıklar olsun bize derler, işte bugün, ceza günü.

37:21

هَٰذَا يَوْمُ ٱلْفَصْلِ ٱلَّذِى كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَ

İşte bugün, sizin yalanlayıp durduğunuz ayırt ediş günü.

37:22

۞ ٱحْشُرُوا۟ ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ وَأَزْوَٰجَهُمْ وَمَا كَانُوا۟ يَعْبُدُونَ

Toplayın bir araya zulmedenleri, onlara eş olanları ve kulluk ettikleri şeyleri.

37:23

مِن دُونِ ٱللَّهِ فَٱهْدُوهُمْ إِلَىٰ صِرَٰطِ ٱلْجَحِيمِ

Allah'ı bırakıp da, hepsine de o koca cehennemin yolunu gösterin.

37:24

وَقِفُوهُمْ ۖ إِنَّهُم مَّسْـُٔولُونَ

Ve durdurun onları, şüphe yok ki sorulacak onlardan.

37:25

مَا لَكُمْ لَا تَنَاصَرُونَ

Ne oldu size de yardım etmiyorsunuz birbirinize?

37:26

بَلْ هُمُ ٱلْيَوْمَ مُسْتَسْلِمُونَ

Hayır, bugün onlar, tamamıyla teslim olmuşlardır.

37:27

وَأَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍۢ يَتَسَآءَلُونَ

Ve bir kısmı, bir kısmına yönelir de, birbirlerini sorumlu sayarlar.

37:28

قَالُوٓا۟ إِنَّكُمْ كُنتُمْ تَأْتُونَنَا عَنِ ٱلْيَمِينِ

Gerçekten de derler, siz sağımızdan çıkagelir, iyilik ediyor görünürdünüz bize.

37:29

قَالُوا۟ بَل لَّمْ تَكُونُوا۟ مُؤْمِنِينَ

Hayır derler öbürleri, siz inanmamıştınız.

37:30

وَمَا كَانَ لَنَا عَلَيْكُم مِّن سُلْطَٰنٍۭ ۖ بَلْ كُنتُمْ قَوْمًۭا طَٰغِينَ

Ve size karşı bir gücümüzkuvvetimiz yoktu bizim, hayır, siz azgın kişilerdiniz.

37:31

فَحَقَّ عَلَيْنَا قَوْلُ رَبِّنَآ ۖ إِنَّا لَذَآئِقُونَ

O yüzden de Rabbimizin, bize söylediği söz, gerçekleşti, şüphe yok ki azabı tadacağız elbet.

37:32

فَأَغْوَيْنَٰكُمْ إِنَّا كُنَّا غَٰوِينَ

Gerçekten sizi azdırdık biz, şüphe yok ki biz de azmıştık.

37:33

فَإِنَّهُمْ يَوْمَئِذٍۢ فِى ٱلْعَذَابِ مُشْتَرِكُونَ

Hiç şüphe yok ki bugün onlar, azapta ortaktırlar.

37:34

إِنَّا كَذَٰلِكَ نَفْعَلُ بِٱلْمُجْرِمِينَ

Şüphe yok ki biz, suçlulara böyle yaparız işte.

37:35

إِنَّهُمْ كَانُوٓا۟ إِذَا قِيلَ لَهُمْ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا ٱللَّهُ يَسْتَكْبِرُونَ

Şüphe yok ki onlara Allah'tan başka yoktur tapacak dendi mi ululanmaya kalkışırlardı.

37:36

وَيَقُولُونَ أَئِنَّا لَتَارِكُوٓا۟ ءَالِهَتِنَا لِشَاعِرٍۢ مَّجْنُونٍۭ

Ve biz derlerdi, deli bir şair için mabutlarımızı bırakalım mı?

37:37

بَلْ جَآءَ بِٱلْحَقِّ وَصَدَّقَ ٱلْمُرْسَلِينَ

Hayır, o, gerçeği getirmiştir ve peygamberlerin gerçek olduğunu bildirmiştir.

37:38

إِنَّكُمْ لَذَآئِقُوا۟ ٱلْعَذَابِ ٱلْأَلِيمِ

Hiç şüphe yok ki o elemli azabı tadacaksınız elbet.

37:39

وَمَا تُجْزَوْنَ إِلَّا مَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ

Ve ancak yaptığınız neyse onun karşılığı olarak cezalanacaksınız.

37:40

إِلَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلْمُخْلَصِينَ

Ancak ihlasa eren Allah kulları müstesna.

37:41

أُو۟لَٰٓئِكَ لَهُمْ رِزْقٌۭ مَّعْلُومٌۭ

Öyle kişilerdir onlar ki onlaradır malum rızık.

37:42

فَوَٰكِهُ ۖ وَهُم مُّكْرَمُونَ

Yemişler ve onlar, büyük derecelere nail olanlardır.

37:43

فِى جَنَّٰتِ ٱلنَّعِيمِ

Ebedi Naim cennetlerinde.

37:44

عَلَىٰ سُرُرٍۢ مُّتَقَٰبِلِينَ

Karşılıklı tahtlara otururlar.

37:45

يُطَافُ عَلَيْهِم بِكَأْسٍۢ مِّن مَّعِينٍۭ

Kaynakları meydanda, akıp duran şarap ırmaklarından taslar sunulur onlara.

37:46

بَيْضَآءَ لَذَّةٍۢ لِّلشَّٰرِبِينَ

Bembeyazdır o şarap, lezzetlidir içenlere.

37:47

لَا فِيهَا غَوْلٌۭ وَلَا هُمْ عَنْهَا يُنزَفُونَ

Orada ne bir sersemlik var, ne de sarhoş olurlar.

37:48

وَعِندَهُمْ قَٰصِرَٰتُ ٱلطَّرْفِ عِينٌۭ

Ve yanlarında, gözlerini kendi eşlerinden ayırmayan iri gözlü huriler var.

37:49

كَأَنَّهُنَّ بَيْضٌۭ مَّكْنُونٌۭ

Sanki kuş tüyleriyle örtülmüş yumurtalar.

37:50

فَأَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍۢ يَتَسَآءَلُونَ

Bir kısmı, bir kısmına döner de bir birlerine sorarlar.

37:51

قَالَ قَآئِلٌۭ مِّنْهُمْ إِنِّى كَانَ لِى قَرِينٌۭ

Birisi söze gelir de der ki: Bir arkadaşım vardı.

37:52

يَقُولُ أَءِنَّكَ لَمِنَ ٱلْمُصَدِّقِينَ

Sen de mi derdi, gerçek sayanlardansın.

37:53

أَءِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًۭا وَعِظَٰمًا أَءِنَّا لَمَدِينُونَ

Ölüp bir yığın toprak ve kemik olduktan sonra mı soruya çekileceğiz, cezalanacağız?

37:54

قَالَ هَلْ أَنتُم مُّطَّلِعُونَ

Der ki: Ne oldu o, bakıp gördünüz mü acaba?

37:55

فَٱطَّلَعَ فَرَءَاهُ فِى سَوَآءِ ٱلْجَحِيمِ

Derken kendisi bakıp görür ki o, cehennemin ta ortasında.

37:56

قَالَ تَٱللَّهِ إِن كِدتَّ لَتُرْدِينِ

Allah'a andolsun ki der, az kalmıştı, beni de helak edecektin.

37:57

وَلَوْلَا نِعْمَةُ رَبِّى لَكُنتُ مِنَ ٱلْمُحْضَرِينَ

Ve Rabbimin nimeti olmasaydı ben de orada bulunanlardan olurdum.

37:58

أَفَمَا نَحْنُ بِمَيِّتِينَ

Biz artık ölmeyecek değil miyiz?

37:59

إِلَّا مَوْتَتَنَا ٱلْأُولَىٰ وَمَا نَحْنُ بِمُعَذَّبِينَ

İlk ölümümüzden sonra ve biz, azaba da uğramayacağız değil mi?

37:60

إِنَّ هَٰذَا لَهُوَ ٱلْفَوْزُ ٱلْعَظِيمُ

Şüphe yok ki bu, elbette büyük bir kurtuluş, büyük bir kutluluk.

37:61

لِمِثْلِ هَٰذَا فَلْيَعْمَلِ ٱلْعَٰمِلُونَ

Artık çalışanlar da böylesine çalışsınlar.

37:62

أَذَٰلِكَ خَيْرٌۭ نُّزُلًا أَمْ شَجَرَةُ ٱلزَّقُّومِ

Böyle bir nimete ve ziyafete ermek mi hayırlı, yoksa zakkum ağacından yemek mi?

37:63

إِنَّا جَعَلْنَٰهَا فِتْنَةًۭ لِّلظَّٰلِمِينَ

Şüphe yok ki biz onu, zulmedenleri sınamak için yarattık,

37:64

إِنَّهَا شَجَرَةٌۭ تَخْرُجُ فِىٓ أَصْلِ ٱلْجَحِيمِ

Şüphe yok ki o, cehennemin ta dibinden çıkar.

37:65

طَلْعُهَا كَأَنَّهُۥ رُءُوسُ ٱلشَّيَٰطِينِ

Tomurcukları Şeytanların başlarına benzer.

37:66

فَإِنَّهُمْ لَءَاكِلُونَ مِنْهَا فَمَالِـُٔونَ مِنْهَا ٱلْبُطُونَ

Derken onlar, onu yerler de karınları şişer.

37:67

ثُمَّ إِنَّ لَهُمْ عَلَيْهَا لَشَوْبًۭا مِّنْ حَمِيمٍۢ

Sonra da içimi bu zakkum gibi acı kaynar sular içerler.

37:68

ثُمَّ إِنَّ مَرْجِعَهُمْ لَإِلَى ٱلْجَحِيمِ

Sonra da gene cehennemdir dönüp varacakları yer.

37:69

إِنَّهُمْ أَلْفَوْا۟ ءَابَآءَهُمْ ضَآلِّينَ

Şüphe yok ki onlar, atalarını, sapıtmış bir halde bulmuşlardı da.

37:70

فَهُمْ عَلَىٰٓ ءَاثَٰرِهِمْ يُهْرَعُونَ

Onlar da, koşa koşa onların izlerini izlemişlerdi.

37:71

وَلَقَدْ ضَلَّ قَبْلَهُمْ أَكْثَرُ ٱلْأَوَّلِينَ

Ve andolsun ki onlardan önce gelip geçenlerin de çoğu sapıtmıştı.

37:72

وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا فِيهِم مُّنذِرِينَ

Ve andolsun ki biz, onların içinden, korkutucular göndermiştik onlara.

37:73

فَٱنظُرْ كَيْفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلْمُنذَرِينَ

Bak da gör, korkutulanların sonucu ne oldu.

37:74

إِلَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلْمُخْلَصِينَ

Ancak ihlasa eren Allah kulları müstesna.

37:75

وَلَقَدْ نَادَىٰنَا نُوحٌۭ فَلَنِعْمَ ٱلْمُجِيبُونَ

Ve andolsun ki Nuh, bize nida etmişti, biz de ne güzel icabet etmiştik.

37:76

وَنَجَّيْنَٰهُ وَأَهْلَهُۥ مِنَ ٱلْكَرْبِ ٱلْعَظِيمِ

Ve onu ve ailesini, pek büyük bir sıkıntıdan kurtarmıştık.

37:77

وَجَعَلْنَا ذُرِّيَّتَهُۥ هُمُ ٱلْبَاقِينَ

Ve soyunu, yeryüzünde kalan bir soy haline getirdik.

37:78

وَتَرَكْنَا عَلَيْهِ فِى ٱلْءَاخِرِينَ

Ve sonradan gelenler arasında da ona iyi bir adsan verdik.

37:79

سَلَٰمٌ عَلَىٰ نُوحٍۢ فِى ٱلْعَٰلَمِينَ

Esenlik Nuh'a alemler içinde.

37:80

إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ

Şüphe yok ki biz, böyle mükafatlandırırız iyilik edenleri.

37:81

إِنَّهُۥ مِنْ عِبَادِنَا ٱلْمُؤْمِنِينَ

Şüphe yok ki o, inanan kullarımızdandı.

37:82

ثُمَّ أَغْرَقْنَا ٱلْءَاخَرِينَ

Sonra da öbürlerini sulara boğduk.

37:83

۞ وَإِنَّ مِن شِيعَتِهِۦ لَإِبْرَٰهِيمَ

Ve şüphe yok ki İbrahim de onun taraftarlarındandı elbet.

37:84

إِذْ جَآءَ رَبَّهُۥ بِقَلْبٍۢ سَلِيمٍ

Hani Rabbine tertemiz bir yürekle gelmişti o.

37:85

إِذْ قَالَ لِأَبِيهِ وَقَوْمِهِۦ مَاذَا تَعْبُدُونَ

Hani atasına ve kavmine siz demişti, nelere kulluk ediyorsunuz?

37:86

أَئِفْكًا ءَالِهَةًۭ دُونَ ٱللَّهِ تُرِيدُونَ

Allah'ı bırakıp da tamamıyla uydurma mabutlara mı tapmak istiyorsunuz?

37:87

فَمَا ظَنُّكُم بِرَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ

Âlemlerin Rabbine karşı zannınız ne?

37:88

فَنَظَرَ نَظْرَةًۭ فِى ٱلنُّجُومِ

Derken yıldızlara bir bakmıştı da,

37:89

فَقَالَ إِنِّى سَقِيمٌۭ

Ben, demişti, gerçekten de hastayım.

37:90

فَتَوَلَّوْا۟ عَنْهُ مُدْبِرِينَ

Derken, arkalarını çevirip gitmişlerdi onlar.

37:91

فَرَاغَ إِلَىٰٓ ءَالِهَتِهِمْ فَقَالَ أَلَا تَأْكُلُونَ

Derken o da onların mabutları olan putlara gidip demişti ki: Neye yemek yemiyorsunuz?

37:92

مَا لَكُمْ لَا تَنطِقُونَ

Ne oldu size, niçin konuşmuyorsunuz?

37:93

فَرَاغَ عَلَيْهِمْ ضَرْبًۢا بِٱلْيَمِينِ

Derken sağ eliyle vurup kırmıştı onları.

37:94

فَأَقْبَلُوٓا۟ إِلَيْهِ يَزِفُّونَ

Derken koşakoşa yanına gelmişlerdi.

37:95

قَالَ أَتَعْبُدُونَ مَا تَنْحِتُونَ

O demişti ki: Elinizde yontup yaptığınız şeylere mi kulluk ediyorsunuz?

37:96

وَٱللَّهُ خَلَقَكُمْ وَمَا تَعْمَلُونَ

Halbuki sizi de Allah yaratmıştır, o yontup yaptığınız şeyleri de.

37:97

قَالُوا۟ ٱبْنُوا۟ لَهُۥ بُنْيَٰنًۭا فَأَلْقُوهُ فِى ٱلْجَحِيمِ

Onun için bir yapı yapın da demişlerdi, atın onu ateşe.

37:98

فَأَرَادُوا۟ بِهِۦ كَيْدًۭا فَجَعَلْنَٰهُمُ ٱلْأَسْفَلِينَ

Ona bir düzen yapmak istemişlerdi de biz onları alçaltmıştık.

37:99

وَقَالَ إِنِّى ذَاهِبٌ إِلَىٰ رَبِّى سَيَهْدِينِ

Ve ben demişti, Rabbimin tapısına gidiyorum, o, doğru yolu gösterir bana.

37:100

رَبِّ هَبْ لِى مِنَ ٱلصَّٰلِحِينَ

Rabbim, bana temiz kişilerden olmak şartıyla bir oğul ihsan et.

37:101

فَبَشَّرْنَٰهُ بِغُلَٰمٍ حَلِيمٍۢ

Derken biz de ona tedbirle hareket eden ve aceleci olmayan bir oğul vereceğimizi müjdelemiştik.

37:102

فَلَمَّا بَلَغَ مَعَهُ ٱلسَّعْىَ قَالَ يَٰبُنَىَّ إِنِّىٓ أَرَىٰ فِى ٱلْمَنَامِ أَنِّىٓ أَذْبَحُكَ فَٱنظُرْ مَاذَا تَرَىٰ ۚ قَالَ يَٰٓأَبَتِ ٱفْعَلْ مَا تُؤْمَرُ ۖ سَتَجِدُنِىٓ إِن شَآءَ ٱللَّهُ مِنَ ٱلصَّٰبِرِينَ

İbrahim'le beraber koşup gezecek çağa gelince İbrahim, oğulcağızım demişti, ben, rüyamda, seni kesiyorum gördüm, bir bak, düşün, sen ne dersin buna? O da babacığım demişti, ne emredildiyse sana, onu yap, Allah dilerse beni sabredenlerden bulursun.

37:103

فَلَمَّآ أَسْلَمَا وَتَلَّهُۥ لِلْجَبِينِ

İkisi de teslim olunca onun alnını yere koymuştu.

37:104

وَنَٰدَيْنَٰهُ أَن يَٰٓإِبْرَٰهِيمُ

Ve biz, ona ey İbrahim diye nida etmiştik.

37:105

قَدْ صَدَّقْتَ ٱلرُّءْيَآ ۚ إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ

Rüyanı gerçekleştirdik. Şüphe yok ki biz, böyle mükafatlandırırız iyilik edenleri.

37:106

إِنَّ هَٰذَا لَهُوَ ٱلْبَلَٰٓؤُا۟ ٱلْمُبِينُ

Şüphe yok ki bu, elbette apaçık bir sınamaydı.

37:107

وَفَدَيْنَٰهُ بِذِبْحٍ عَظِيمٍۢ

Ve onun yerine, kesilmek üzere büyük bir koç ihsan ettik.

37:108

وَتَرَكْنَا عَلَيْهِ فِى ٱلْءَاخِرِينَ

Ve sonradan gelenler arasında da ona iyi bir adsan verdik.

37:109

سَلَٰمٌ عَلَىٰٓ إِبْرَٰهِيمَ

Esenlik İbrahim'e.

37:110

كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ

Biz, böyle mükafatlandırırız iyilik edenleri.

37:111

إِنَّهُۥ مِنْ عِبَادِنَا ٱلْمُؤْمِنِينَ

Şüphe yok ki o, inanan kullarımızdandı.

37:112

وَبَشَّرْنَٰهُ بِإِسْحَٰقَ نَبِيًّۭا مِّنَ ٱلصَّٰلِحِينَ

Ve ona, temiz kişilerden ve peygamber olacak İshak'ı müjdelemiştik.

37:113

وَبَٰرَكْنَا عَلَيْهِ وَعَلَىٰٓ إِسْحَٰقَ ۚ وَمِن ذُرِّيَّتِهِمَا مُحْسِنٌۭ وَظَالِمٌۭ لِّنَفْسِهِۦ مُبِينٌۭ

Onu da kutladık, İshak'ı da ve ikisinin de soyundan iyilik eden de var, apaçık nefsine zulmeden de.

37:114

وَلَقَدْ مَنَنَّا عَلَىٰ مُوسَىٰ وَهَٰرُونَ

Ve andolsun ki biz, Musa'ya ve Harun'a nimetler verdik.

37:115

وَنَجَّيْنَٰهُمَا وَقَوْمَهُمَا مِنَ ٱلْكَرْبِ ٱلْعَظِيمِ

İkisini ve kavimlerini, büyük bir sıkıntıdan kurtardık.

37:116

وَنَصَرْنَٰهُمْ فَكَانُوا۟ هُمُ ٱلْغَٰلِبِينَ

Ve yardım ettik onlara da üst geldiler.

37:117

وَءَاتَيْنَٰهُمَا ٱلْكِتَٰبَ ٱلْمُسْتَبِينَ

Ve ikisine de her şeyi apaçık gösteren kitabı verdik.

37:118

وَهَدَيْنَٰهُمَا ٱلصِّرَٰطَ ٱلْمُسْتَقِيمَ

Ve ikisini de dosdoğru yola sevkettik.

37:119

وَتَرَكْنَا عَلَيْهِمَا فِى ٱلْءَاخِرِينَ

Ve ikisine de, sonradan gelenler arasında iyi bir adsan verdik.

37:120

سَلَٰمٌ عَلَىٰ مُوسَىٰ وَهَٰرُونَ

Esenlik Musa'ya ve Harun'a.

37:121

إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ

Şüphe yok ki biz, böyle mükafatlandırırız iyilik edenleri;

37:122

إِنَّهُمَا مِنْ عِبَادِنَا ٱلْمُؤْمِنِينَ

Şüphe yok ki ikisi de inanan kullarımızdandı.

37:123

وَإِنَّ إِلْيَاسَ لَمِنَ ٱلْمُرْسَلِينَ

Ve şüphe yok ki İlyas, elbette peygamberlerdendi.

37:124

إِذْ قَالَ لِقَوْمِهِۦٓ أَلَا تَتَّقُونَ

Hani kavmine demişti ki: Çekinmez misiniz siz?

37:125

أَتَدْعُونَ بَعْلًۭا وَتَذَرُونَ أَحْسَنَ ٱلْخَٰلِقِينَ

Ba'l'i mi çağırırsınız da yaratıcıların en güzelini bırakırsınız.

37:126

ٱللَّهَ رَبَّكُمْ وَرَبَّ ءَابَآئِكُمُ ٱلْأَوَّلِينَ

O Allah'tır ki Rabbinizdir sizin ve Rabbidir gelip geçmiş atalarınızın.

37:127

فَكَذَّبُوهُ فَإِنَّهُمْ لَمُحْضَرُونَ

Derken yalanladılar onu; şüphe yok ki tapımıza getirilecektir onlar.

37:128

إِلَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلْمُخْلَصِينَ

Ancak ihlasa eren Allah kulları müstesna.

37:129

وَتَرَكْنَا عَلَيْهِ فِى ٱلْءَاخِرِينَ

Ve sonradan gelenler arasında ona iyi bir adsan verdik.

37:130

سَلَٰمٌ عَلَىٰٓ إِلْ يَاسِينَ

Esenlik İlyas'a ve ona uyanlara.

37:131

إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ

Şüphe yok ki biz, böyle mükafatlandırırız iyilik edenleri.

37:132

إِنَّهُۥ مِنْ عِبَادِنَا ٱلْمُؤْمِنِينَ

Şüphe yok ki o, inanan kullarımızdandı.

37:133

وَإِنَّ لُوطًۭا لَّمِنَ ٱلْمُرْسَلِينَ

Ve şüphe yok ki Lut da elbette peygamberlerdendi.

37:134

إِذْ نَجَّيْنَٰهُ وَأَهْلَهُۥٓ أَجْمَعِينَ

Hani onu ve bütün ailesini kurtarmıştık.

37:135

إِلَّا عَجُوزًۭا فِى ٱلْغَٰبِرِينَ

Ancak bir kocakarı, kalanlar arasındaydı.

37:136

ثُمَّ دَمَّرْنَا ٱلْءَاخَرِينَ

Sonra öbürlerinin kökünü kazıdık.

37:137

وَإِنَّكُمْ لَتَمُرُّونَ عَلَيْهِم مُّصْبِحِينَ

Ve şüphe yok ki siz de onların yurtlarına uğramadasınız sabahları.

37:138

وَبِٱلَّيْلِ ۗ أَفَلَا تَعْقِلُونَ

Ve akşamları; hala mı akıl etmezsiniz?

37:139

وَإِنَّ يُونُسَ لَمِنَ ٱلْمُرْسَلِينَ

Ve şüphe yok ki Yunus da peygamberlerdendi elbet.

37:140

إِذْ أَبَقَ إِلَى ٱلْفُلْكِ ٱلْمَشْحُونِ

Hani, yolcularla dolu bir gemiye kaçmıştı da.

37:141

فَسَاهَمَ فَكَانَ مِنَ ٱلْمُدْحَضِينَ

Derken kura çekmişlerdi de kur'a ona düşmüştü.

37:142

فَٱلْتَقَمَهُ ٱلْحُوتُ وَهُوَ مُلِيمٌۭ

Kınanmış bir haldeydi ki onu balık yutuvermişti.

37:143

فَلَوْلَآ أَنَّهُۥ كَانَ مِنَ ٱلْمُسَبِّحِينَ

Eğer Rabbini tenzih edenlerden olmasaydı.

37:144

لَلَبِثَ فِى بَطْنِهِۦٓ إِلَىٰ يَوْمِ يُبْعَثُونَ

Halkın tekrar dirileceği günedek balığın karnında kalırdı.

37:145

۞ فَنَبَذْنَٰهُ بِٱلْعَرَآءِ وَهُوَ سَقِيمٌۭ

Derken onu ıssız bir yere çıkardık ve o, hastaydı da.

37:146

وَأَنۢبَتْنَا عَلَيْهِ شَجَرَةًۭ مِّن يَقْطِينٍۢ

Ve ona gölge versin diye bir kabak fidanı bitirdik.

37:147

وَأَرْسَلْنَٰهُ إِلَىٰ مِا۟ئَةِ أَلْفٍ أَوْ يَزِيدُونَ

Ve onu yüz bin kişiye, yahut daha da artmakta olan bir topluluğa peygamber olarak gönderdik.

37:148

فَـَٔامَنُوا۟ فَمَتَّعْنَٰهُمْ إِلَىٰ حِينٍۢ

Derken inandılar da onları muayyen bir zamanadek yaşattık, geçindirdik.

37:149

فَٱسْتَفْتِهِمْ أَلِرَبِّكَ ٱلْبَنَاتُ وَلَهُمُ ٱلْبَنُونَ

Artık sor onlara, kızlar, Rabbinin de.oğullar, onların mı?

37:150

أَمْ خَلَقْنَا ٱلْمَلَٰٓئِكَةَ إِنَٰثًۭا وَهُمْ شَٰهِدُونَ

Yoksa melekleri kız halkettik de tanık mıydı onlar?

37:151

أَلَآ إِنَّهُم مِّنْ إِفْكِهِمْ لَيَقُولُونَ

Haberin olsun ki şüphe yok, onlar, bu sözü uydurup söylemedeler.

37:152

وَلَدَ ٱللَّهُ وَإِنَّهُمْ لَكَٰذِبُونَ

Allah doğurdu demedeler ve şüphe yok ki onlar, yalancıdır elbet.

37:153

أَصْطَفَى ٱلْبَنَاتِ عَلَى ٱلْبَنِينَ

Oğulları bırakmış da kızları mı seçmiş?

37:154

مَا لَكُمْ كَيْفَ تَحْكُمُونَ

Ne oluyor size, nasıl da hükmediyorsunuz?

37:155

أَفَلَا تَذَكَّرُونَ

Öğüt almaz mısınız hala?

37:156

أَمْ لَكُمْ سُلْطَٰنٌۭ مُّبِينٌۭ

Yoksa apaçık bir deliliniz mi var?

37:157

فَأْتُوا۟ بِكِتَٰبِكُمْ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ

Doğru söylüyorsanız getirin kitabınızı.

37:158

وَجَعَلُوا۟ بَيْنَهُۥ وَبَيْنَ ٱلْجِنَّةِ نَسَبًۭا ۚ وَلَقَدْ عَلِمَتِ ٱلْجِنَّةُ إِنَّهُمْ لَمُحْضَرُونَ

Ve onunla cinler arasında bir.akRabalık uydurmadalar ve andolsun ki cinler de onun tapısına götürüleceklerini, orada hazır bulunacaklarını bilmişlerdir.

37:159

سُبْحَٰنَ ٱللَّهِ عَمَّا يَصِفُونَ

Yücedir,.münezzehtir vasfettiklerinden.

37:160

إِلَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلْمُخْلَصِينَ

Ancak ihlasa eren Allah kulları müstesna.

37:161

فَإِنَّكُمْ وَمَا تَعْبُدُونَ

Gerçekten de ne siz, ne de kulluk ettikleriniz.

37:162

مَآ أَنتُمْ عَلَيْهِ بِفَٰتِنِينَ

Onları bir sınamaya uğratamazsınız.

37:163

إِلَّا مَنْ هُوَ صَالِ ٱلْجَحِيمِ

Ancak cehenneme girecek kişiyi azdıRabilirsiniz.

37:164

وَمَا مِنَّآ إِلَّا لَهُۥ مَقَامٌۭ مَّعْلُومٌۭ

Ve melekler derler ki: Bizden hiçbir fert yoktur ki onun malum ve muayyen bir makamı olmasın.

37:165

وَإِنَّا لَنَحْنُ ٱلصَّآفُّونَ

Ve şüphe yok ki biz, safsaf dizilmişiz elbet.

37:166

وَإِنَّا لَنَحْنُ ٱلْمُسَبِّحُونَ

Ve şüphe yok ki biz, mabudumuzu tenzih ederiz elbet.

37:167

وَإِن كَانُوا۟ لَيَقُولُونَ

Ve kafirler, gerçekten de diyorlardı.

37:168

لَوْ أَنَّ عِندَنَا ذِكْرًۭا مِّنَ ٱلْأَوَّلِينَ

Katımızda evvelkilere ait bir kitap olsaydı.

37:169

لَكُنَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلْمُخْلَصِينَ

Elbette biz de ihlasa eren Allah kulları olurduk.

37:170

فَكَفَرُوا۟ بِهِۦ ۖ فَسَوْفَ يَعْلَمُونَ

Derken kitap geldi de inanmadılar ona, yakında ne olacaklarını bilecekler.

37:171

وَلَقَدْ سَبَقَتْ كَلِمَتُنَا لِعِبَادِنَا ٱلْمُرْسَلِينَ

Ve andolsun ki gönderilen kullarımıza şu sözü söylemiştik, şu hükmü takdir etmiştik.

37:172

إِنَّهُمْ لَهُمُ ٱلْمَنصُورُونَ

Şüphe yok ki onlar, elbette yardıma mazhar olacaklardır.

37:173

وَإِنَّ جُندَنَا لَهُمُ ٱلْغَٰلِبُونَ

Ve şüphe yok ki bizim ordumuz, elbette üstündür.

37:174

فَتَوَلَّ عَنْهُمْ حَتَّىٰ حِينٍۢ

Artık yüz çevir onlardan bir zamanadek.

37:175

وَأَبْصِرْهُمْ فَسَوْفَ يُبْصِرُونَ

Hele bir bak, bir gözle onları, onlar da sonuçları neymiş, yakında görecekler.

37:176

أَفَبِعَذَابِنَا يَسْتَعْجِلُونَ

Azabımızın çabucak gelmesini mi istiyorlar?

37:177

فَإِذَا نَزَلَ بِسَاحَتِهِمْ فَسَآءَ صَبَاحُ ٱلْمُنذَرِينَ

Fakat azabımız, yurtlarına gelip çökünce korkutulanlar, ne de kötü bir sabaha kavuşacaklar.

37:178

وَتَوَلَّ عَنْهُمْ حَتَّىٰ حِينٍۢ

Ve yüz çevir onlardan bir zamana dek.

37:179

وَأَبْصِرْ فَسَوْفَ يُبْصِرُونَ

Ve bir bak, bir gözle, onlar da sonuçları neymiş, yakında görecekler.

37:180

سُبْحَٰنَ رَبِّكَ رَبِّ ٱلْعِزَّةِ عَمَّا يَصِفُونَ

Yücedir, münezzehtir Rabbin ve yücelik, üstünlük ıssı Rab, onların vasfettiklerinden.

37:181

وَسَلَٰمٌ عَلَى ٱلْمُرْسَلِينَ

Ve esenlik peygamberlere.

37:182

وَٱلْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ

Ve hamd, alemlerin Rabbi Allah'a.

As-Saaffaat Suresi Hakkında

Sıkça sorulan sorular

As-Saaffaat Suresi kaç ayettir?
As-Saaffaat Suresi (Sıra Sıra Dizilenler), Kur'an'ın 37. bölümü olup 182 ayet içermektedir.
As-Saaffaat Suresi Mekke'de mi, Medine'de mi nazil olmuştur?
Sure As-Saaffaat, Kur'an'ın 37. bölümü olan bir Mekkî suresidir.
As-Saaffaat Suresi ne hakkındadır?
Saflar hâlinde dizilmiş meleklerle açılır ve İbrahim'in kendi oğlunu kurban etmeye hazır oluşunu anlatır.